Piramit nedir
Yiyecek piramidi, gelir piramidi ya da mısır piramidi değil bu. Bu yönetim piramidi. En tepesinde her zaman bir kişi olur.
Eskiden; yani ne kadar eskiden derseniz; herhalde dünyada ilk ekim biçimin Anadolu’da yapılmaya başlandığı zamanlarda kıskanç ve hırsız doğmuş olan insanolmayan insanoğulları gene vardı ve çiftçinin buğdayına da konmak için can atarlardı.( neden mişli geçmiş yazmıyorsun, dili geçmişi tercih ediyorsun derseniz iddialı bir yazı olsun diye derim) Bu devirde iyi bir meslek türedi. Bu meslek insanoğlunun Cennetten kovulmasına neden olan egosunu ve hırsını taaa derinden etkileyen “yöneticilik” mesleğiydi. tabi o zamnlar seçim demokrasi falankrasi filankrasi yoktu. Biseps kası kalın olan kazanıyordu. O zaman bu yönetici kitleye yönetici denmiyordu. Genellikle “Bey” “Kral” ya da daha sonraki yıllarda da “padişah”,” imparator” olarak anılacak olan bu zümre hayatını ortaya koyup canı pahasına çiftçiyi kolluyor ve koruyordu. Bu nedenle de çiftçi de ona buğdayının bir kısmını veriyordu. Vergi böyle çıktı. Tabi devlet de. (devlet kuşu kimdir nedir hiç bilmem. Ama bazılarının başına konuyor herhalde ki “Başına devlet kuşu kondu” diye bir deyim bile var). Sonra Romalılar bu sorumluluğu birkaç kişiye paylaştırma metodunu yani demokrasiyi ve cumhuriyeti uydurdular. Uydurdular diyorum çünkü onlara bunu gösterecek hiçkimse yoktu önceden. Daha sonra bu yöneticinin iyi kalpli olanları vatandaşım demeye başladı çiftçilere. Onlar da kendilerini “halk” olarak adlandırmaya başladılar.
Ogün bugündür bu halk vergisini verir, hükümdarlar da değişik isimlerle onları korur ve gözetir. Onlara iyi bakana iyi devletlü derler, kasasını doldurmak için onları gizli gizli satanlara ne derler bilmiyorum. Ben bu yaşıma geldim hiç görmedim (!)
Bu tablo zamanla evrimleşti ve gelişti ama anahatları budur. Tarih kitaplarında okurken hep bu idareciler anlatılır da hiç halktan bahsedilmez. Bilirmisiniz ki bu piramidin tabanı kimdir ne yemiştir ne içmiştir? Dünyada ekimi ilk kim yapmıştır, ilk evler nasıldı? İlk dinler nasıldı? İlk evlilik merasimi, ilk bakkal, ilk doktor ….
Anadolu’yu tekrar sevip tekrar anlamak için “Anatanrıçadan Mevlanaya” kitabını okumanızı tavsiye ederim. Ankara’nın göbeğinden Hitit heykelini kaldıran kişinin ne kadar kültürsüz olduğunu anlıyacaksınız ve memleketinizi ve üzerinde yaşayanları bir o kadar daha seveceksiniz.
Atatürk’ün <Çiftçi milletin efendisidir> sözünü anlamak için onu sevmeniz gerekmez. Ancak O’nu anladıktan sonra zaten seveceksiniz. Allah’ın Türk’leri ne kadar sevdiğini de o zaman anlayacaksınız. O “Sevgi” olmasaydı bizim bağrımızda açar mıydı o çiçeği? Açtı mı başka yerde?
Şimdilerde yeni bir akım var…tehlikeli bir akım. ”Atatürk ödülü”nü elinin tersiyle iten şu nelson mandela’ya övgüler düzen ve onu örnek göstererek bebeklerin katilini ev hapsine isteyen ve mandelayı örnek veren “sözde ” aydınlarımız oturdukları 3 katlı villalarının deniz manzaralı balkonlarında okusunlar bu kitabı.
İnsanları kuyruk olup olmamasına göre de bölebilirsiniz ama vatan bölünmez. Bölünmedi. Her ailede bir ondan bir bundan mutlaka vardır.