Türkiye yeni bir devlettir
7.3.2009 ek: Aşağıda italik harflerle ve den-den içindeki görüşlerim konusunda bir değişiklik yaptım. O zamanalr o yazıyı yazdığımda kafamda bazı bulanıklıklar ve kalbimde de burukluk vardı. Ülkede olan bitenler benim öğrendiklerime tersti ve ideallerim şaşmıştı. Şimdi bazı şeyler kafamda oturdu. ve değişti. benim bundan sonraki bu konudaki yazacaklarımı anlamak için lütfen Bilimsel Tıp yayınevinin çıkardığı ve Prof Dr Y. İzzettin Barış’ın yazdığı: “Osmanlı Padişahlarının Yaşamlarından Kesitler, Hastalıkları ve Ölüm Sebepleri” isimli kitabı okuyun. Bu kitap birkaç iş gününde bitecek ve çok şey değişecek..
Eskiden yazdığım yazım:
“Sevgili Tükçe okuyabilen dünya vatandaşları. Türkiye büyük bir alanı Anadolu’da bir kısmı da Evropada olan çok sevdiğim ülkem. Bize derslerde öğretilen ile gerçek arasında fark var mı diye düşünüyorum. Türkiye Osmanlının devamı mı yoksa ayrı bir ülke mi… Sanki gerçekte ayrı bir ülke de Osmanlı Beyliğinin devamıymışız gibi bir beyin yıkama ve bugünlere geliş.
Biz Osmanlının ecdatlarıyız filan.. ben memleketini kapütilasyonlara satan sonra da bırakıp maltalara kaçan bir ecdadın torunu olmaktan pek zevk almadım. Ne demek istediğimi anlamak için kendimize şu soruyu soralım. Türkiye 1. dünya savaşından çıktıktan sonraki yüzölçümle kalsaydı biz kendimizi hala osmanlının torunu mu görecektik? Bilmiyhorum. Yıkanmış beynim bir cevap bulamıyor. Bilmemne katliamı denilen olaların da muhattabı da niye biz oluyoruz onu da anlamış değilim. 1923 te kurulmuş bir ülkeyiz. bence biraz tarih kitaplarına stratejistler el atmalı ve bu yanlış propagandalara dikkat koymalıyız.
Elime geçen bir yazıyı kopi-peyst yaptım buyrun okuyun: (Son cümleye imzayı atalım hep birlikte. Biz yeni bir ülke kurduk. Atalarımızın topraklarında. Ama yeni. Kurucumuz da Mustafa Kemal Atatürk. Bu ülkede bazı insanlar sonradan “ben bunu da beğenmiyorum değiştirelim”, “burası benimdi. Alalım.” diyorlar. Bunlara “HAYIR” derken kendimize güvenelim biraz. Bu ülke Osmanlı gibi yönetilmiyor. Bu ülkenin 6 ok’u var. Bu ülkenin şanlı bir ordusu var. Sadece Kurtuluş savaşında değil, Kore’de Kıbrıs’ta sesimizi dünyaya duyurduk. Bugün ülkeyi osmanlılaştırmak isteyenler Atatürk devrinde “Türkiye değil, osmanlıyı kuralım ne gerek var” diyenler. Kandırıyorlar bizi ve sizi. Onlara hep birlikte diyelim ki: Artık çok geç. Bu ülke Türkiye. Bu ülkeyi Atatürk kurdu. O’nu silmek demek ülkeye ihanet etmek demektir. Bu konuyu da böyle anlayalım. Tabi islami şartlanmalarla ve ırkçı söylemlerle yıkanmış beyinleriniz izin verirse.” Aşağıda yazılanlara hak verelim ama onu değiştirmek için de uğraş verelim)
(Yazanın eline sağlık- anonim)
TÜRK OLMAK
Türk olmak,
Osmanlı’nın borcunu ödemektir, hovarda babanın borçla yasayan evladı gibi.
Kosova’da ve Bosna’da, Bati Trakya’da ve Makedonya’da, bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabini vermektir.
Türk olmak,
Kıbrıs’ta, Hocali’de, Anadolu’da ve Balkanlar’da soykırıma uğrayıp, yapmadığın soykırımla suçlanmaktır.
Türk olmak,
Faşist olmaktır, vatanına, yurduna, tarihine sahip çıktığınca.
Türk olmak, ‘demokrat ‘ ve ‘çağdaş’ olmaktır, vatanına, yurduna, tarihine sahip çıkmadığınca.
Türk olmak,
Lisanının Avrupa’da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini anlatamamaktır.
Avrupa’da hor görülmek Türk olmaktır, ataların bir suru asır önce Viyana’yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir, sadece kuşatıp, Napolyon gibi bütün Viyana’yı yakmadığı için.
Türk olmak,
Selanik’te Pontus Anıtı’nın, Viyana’da çiğnenen yeniçeri minberinin ve Malta’da papazin üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.
Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir.
Üç kıtadan dönüp, bir küçük yarımada da misafir muamelesi görmektir.
Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır, ayni zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır.
Türk olmak,
Arabaya koşulan ilk atin vatanında, ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta, yazının bulunduğu, paranın icat edildiği, her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta… kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir.
Türk olmak;
Troya’dan bu yana, Sümer’den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda, bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen, bir haftalık hafıza ile yaşamaktır.
Doğu Roma’yı da Bati Roma’yı da yıkıp, yeni Roma olan AB’ye girmeye çalışmaktır Türk olmak.
Türk olmak,
Mostar’da köprüdür,
Kerkük’te kaledir,
İstanbul’da Kızkulesi’dir,
Anadolu’da buğdaydır,
Çukurova’da pamuktur,
Ege’de tutun,
Karadeniz’de fındık,
Trakya’da ayçiçeğidir.
Türk olmak,
Çanakkale’de ölmektir.
Çanakkale’de ölmeden önce düşmana su vermektir, onun yaralısını sırtında kendi hastanene taşımaktır.
Düşmanın ardından rahmet okumak, kanlından helallik almaktır.
Sabahları odana rahmet dolsun diye, cami açmaktır. Kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir.
Balkon kösesine kuşlar için, kisin ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır.
Yağmura rahmet, kara bereket diye bakmaktır.
Türk olmak,
harap bir ülkede, zengin ülkelerin müstemlekeliğini reddedip…
Tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile…
paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen…
Yedi düvele meydan okumaktır.
Türk olmak,
Askere davul-zurna ile uğurlanmaktır…
belki de dönmeyeceğini bilerek.
Türk olmak,
Annenin ardından” bir oğlum daha olsun, onu da göndereceğim” demesidir.
Babanın gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken “vatan sağ olsun” demesidir.
Türk olmak,
“Türk çayında radyasyon olmaz” yalanları dolanları ile yasamaktır.
Her hükümetin enkaz devraldığı, ama asla ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır.
Türk olmak,
Ecdadın yasadığı kıtlıktan dolayı, cayın yanında gelen sekerden fazla olanı garsona geri vermektir. Ayni nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır.
Göz hakkına, diş kirasına saygıdır,
Türk olmak.
Evindeki bir kap asin yarısını tanrı misafirine vermektir.
Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak.
Türk olmak,
Milli maçta ağlamaktır.
Ayhan Işık’a, Belgin Doruk’a aşık olmaktır.
Türk olmak,
Aşkını ölesiye sevmektir.
Aşkı için ölmektir, öldürmektir.
Sevdiceginin elini bir kez tutamadan toprağa girmektir.
En güzel ask şiirlerini yüreğinde hissetmektir.
Eşkıyaya türkü yakmaktır, Türk olmak.
Türk olmak
Yunus’u bilmektir, Aşık Veysel’i sevmektir.
Mevlana’yı, Haci Bektas-i Veli’yi ve Hoca Yesevi’yi…
-tek bir satirini okumasa da-
yüreğinde taşımaktır.
Türk olmak,
Saz çaldığında, ney üflendiğinde, koş dövüldüğünde ve kaval çaldığında yüreğinin derinlerinde bir sizi sezmektir…bir de Yemen Türküsü’nde…
Hayatin sana verdiklerine “nasip”, vermediklerine “kısmet” demektir.
Her isin “hayırlısına” inanmaktır ve “feleğe” küfretmektir
ve ağlamamak için…
çok gülmekten çekinmektir.
Türk olmak,
Asya’da batili, Avrupa’da doğulu diye tepki görmektir.
ırk sözünü bilmeden yasamak, yaratılanı Yaratandan ötürü sevmektir.
Türk olmak,
Mahalle maçı için ayni saatte, on kişi buluşamazken, milyon kişinin bir araya gelmesidir. Tavla oynarken bile kavga ederken, milyon kişinin kavga etmeden gösteri yapabilmesidir.
Türk olmak
En zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak, en dertli gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek tevekkül göstermektir.
Zor istir Türk olmak.
Türk olmak,
Anadolu’da her düsen yağmur damlasına hamletmek, her çıkan basak için şükretmektir.
Türk olmak,
Medeniyetler mezarlığı Anadolu’da dik durabilmektir